Başa Dön

“İnsan New Orleans’a ayağını attığı dakikada ıslak, koyu renk bir şey hemen üzerine atlar, azma zamanı gelmiş bataklık köpeği gibi bela olur başına. New Orleans’ın bu etkisinden kurtulmanın tek yolu onu yemektir. Önce benyet’lerden, karavide çorbalarından başlayıp jambalaya’ları, karides fırınları, baharlı turtamsı börekleri, pilavlı kırmızı fasulyeleri, pompano’ları, sebze file’leri, düzine düzine çiğ istiridyeleri mideye indirmektir. Kahvaltıda ızgaralarla başlayıp, yatarken ezmelerle bitirmektir. Kente gelen bir yabancının bir haftada yedi kilo alması pek de şaşılacak bir şey değildir. Ama bunun karşıtı olan seçenek çok daha beterdir. Eğer gece gündüz aralıksız yemezseniz, kan ırmağınıza sürekli yeni ve zengin lezzetler sunmazsanız, o esrarengiz hayvan başınıza bela olmaya devam edecektir.”

- Parfümün Dansı, Tom Robbins

Evler de böyledir. Dışarıda geçirdiğin geceden sonra evine döndüğünde sinsi ev canavarlarını sırtından silkelemek için tuvalete kokunu bırakman, dişlerini fırçalaman, yarım bırakılmış su bardaklarını odalara saçman ve koridorda terliklerini sürümen gerekir. Aksi halde evin antikorları üzerine saldırıp seni huzursuz, kaygılı bir durağanlığa sürükler.

8 notes
  1. nonvideo posted this



THEME BY PARTI