Eriyen bir mum gibi çarşaftan süzülüp şilteye sızıyorum. Karanlıkta koyu bir lekeyim. Boynum imkansız bir açıyla sağa bükülü. Dizlerimin arkasındaki çukurlarda biriken teri içiyor sivrisinekler. Engel olamayacak kadar ölüyüm. Bir kurtarıcı özlemiyle pencereye bakıyorum. Pencere acımasız. Nefes almıyor. Pencere benim kadar ölü.
Göğüs kafesimi çatırdatarak dönüyorum. Araba farlarıyla uzayan gölgeler yatağı yalarken “Araba farlarıyla uzayan gölgeler yatağı yalıyordu” gibi basit cümleler geliyor aklıma. Okuduğum kitaptaki gözleri iltihaplı çocuk geliyor aklıma. Yerdeki sinek cesedinin trajik yeşil parlaklığı geliyor aklıma. Her şey geliyor aklıma. Kainattaki her şeye vakıfım. Babalarından korkan oğlanların endişesine, annelerini sevmeyen kızların suçluluğuna, sıkıntıdan sevişenlerin bulantılarına vakıfım. Çöp tenekelerini tekmeleyen adamın aldığı hazza, yeteneksiz müzisyenin yakıcı öfkesine şahidim. Hissizleşen parmaklarımla ben, yaklaşan tüm felaketlere kefilim.
Uykularında göçüverenlerin nihai solukları bekleşiyor pencerede. Perde bel veriyor.
-
oynakbeyi liked this
-
bolum3 liked this
-
thelipstickonyourglass liked this
-
nonvideo posted this