Başa Dön
fast-food

Yapamıyorum artık. Dayanamıyorum. Bir rahatlayabilsem, bırakabilsem. Bütün kaslarım seferber olmuş, bir baraj duvarı gibi içerde tutmaya çalışıyor idrarı. Öyle kasılmışlar ki yürüyemiyorum bile. Bir dövüş köpeği agresifliğiyle, körlemesine buluyorum yolumu. Başımı kaldırıp bakıyorum, kurtarıcım önümde yükseliyor. Cennetsel bir ışık düşüyor fast-food restoranının üzerine. Uhrevi ürpertilerle giriyorum asla kapanmayan kapısından. Yılankavi dar merdivenleri çıkarken zorlanıyorum. Merdivenlerle aram yoktur. Çabuk yorulurum. Dalga geçen yamuk sırıtışlarıyla sinirlendirirler beni.

Son basamağı da tekmeleyerek kurtuluyorum zemin kattan. Tanımsız bir renge boyanmış kapıyı itip giriyorum fast-food restoranının mahremine. Yünlü bir sıcak ciğerlerime doluyor. Atmosferde ne çok amonyak. Bazı insanlar önümde sıra olmuş, yerdeki menşei bilinmeyen sıvının ayakkabı tabanlarından kopardıklarını eşeliyor. Kabinlerden yükselen cüretkar gürültüler. Her şeyi aynı anda algılıyorum, reseptörlerim acıyor. Kaslarım acıyor. Aynaya bakmaya korkuyorum. Aynaya bakıyorum, kendimi görmüyorum. Seni görüyorum. Tiryaki parmağı sarısına boyanmış saçlarını geri atıyorsun. Tezgahın lahana bebek kokulu ucuz ve pembe sıvı sabuna teslim olmamış kısmına makyaj malzemelerini yaymışsın. Birbirine uymayan toprak tonları ve maviler. Yünlü sıcak alnımda boncuklaşıyor. Umurunda değil. Sanki deniz kıyısındaki evinin balkonundasın. Sanki akşam esintisini soluyorsun. Öyle güçlüsün ki. Biz burada birkaç zavallı, çöküşün eşiğinde, nefessiz ve ıslak erirken sen rimel sürüyorsun. Biz daracık odadaki hava akımlarını yakalamak için dalgalanırken sen elmacık kemiklerine gölge veriyorsun. Öyle muhteşem ve üstünsün ki ayaklarına kapanmak istiyorum. Değersiz varlığımı yerdeki menşei bilinmeyen sıvıya bulayıp, bir peçete gibi buruşup kalmak istiyorum. Ellerinin hızla yüzünde dolaşmasını izlerken nabzımı gözlerimde hissediyorum.

Arkamdaki kadının sabırsızlıkla topuğuma basmasıyla kendime geliyorum. Boşalan kabine giriyorum hızla. Düğmeleri çözüyorum hızla. İçimdeki okyanusu denize karıştırıyorum uzun uzun. Amonyakta benim de tuzum oluyor. Seni düşünüyorum. Nefesimi tutmuş, fularımı gevşetmişim. İşimi herkesten daha hızlı halletmenin geçici gururuyla sifonu çekip çıkıyorum. Hala aynanın karşısındasın. Göz altlarınla ilgileniyorsun. Biz terleyen ve işeyen ve bunalan insanların evreninden bağımsız bir ruhsun. Hiçbirimiz dokunamıyoruz sana. Sırrına vakıf olamıyoruz. Yakınında durmanın heyecanıyla ellerimi yıkıyorum, malzemelerine su sıçratmadan. Vanilya kokuyorsun. Ciğerlerimin çığlığına kulak verip çıkıyorum tuvaletten. Ciyaklayan basamakları topuğumla ezerek iniyorum. Islak zemin uyarısından tedirgin olduğumu belli etmeden hızlanıyorum. Dışarıda insan ve hava var.

Nemli ellerimi pantolonuma silip cebime sokuyorum. Göğün koyu mavisi hoşuma gidiyor. Her an bir tanıdığa rastlayacakmışım hissine kapılıyorum. Otobüse doğru yürürken, hala orada yüzünle uğraştığını biliyorum. Adını merak ediyorum. Sıcak ve sidik kokulu fast-food restoranı tuvaletinde makyaj yapan kız.

1 note
  1. nonvideo posted this



THEME BY PARTI